Ankara'nın Tarihi Hanları: Atpazarı'nda Zamanda Yolculuk
Görsel: ahmet soyak / Wikimedia Commons, CC BY 3.0
Ankara'nın Altındağ ilçesindeki Atpazarı, tarihi hanlarıyla geçmişin ticaret ve kültür hayatına açılan bir kapı sunuyor.
Ankara denince akla ilk olarak başkentin modern yüzü gelse de şehrin kalbi, tarihi dokusuyla hâlâ atmaya devam ediyor. Altındağ ilçesinde yer alan Atpazarı, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan ticaret geleneğinin izlerini taşıyan hanlarıyla adeta bir açık hava müzesi. Burada dolaşırken kendinizi zamanda yolculuğa çıkmış gibi hissedecek, her bir hanın duvarlarında farklı bir dönemin hikâyesini bulacaksınız.
Pilavoğlu Hanı: Çok Amaçlı Bir Tarih
Atpazarı'nın en dikkat çekici yapılarından biri olan Pilavoğlu Hanı, Çengel Han'ın doğusunda konumlanıyor. 16. ve 17. yüzyıllar arasında yaptırıldığı tahmin edilen bu han, klasik Osmanlı mimarisinin izlerini taşıyor. Ahşap hatıllı, kiremit çatılı ve iki katlı olarak inşa edilen yapının ortasında üstü açık bir avlu bulunuyor; avluya bakan iç kısımlardaki revaklar, ahşap direklerle destekleniyor.
Hanın tarihi oldukça renkli. Osmanlı'nın son ve Cumhuriyet'in ilk yıllarında çevresindeki diğer hanlar gibi cezaevi olarak kullanılmış, bu dönemde kadın ve çocuk mahkûmların bir kısmı burada tutulmuş. Daha sonra uzun süre evsiz ve kimsesiz insanların konakladığı bir yer haline gelen han, 20. yüzyılın sonlarına doğru yeniden ticari amaçlarla kullanılmaya başlanmış. Zemin katlarda deri dükkânları ve depolar yer alırken, üst kattaki odalar pansiyon olarak kiralanmış. Günümüzde ise kafeler, el işi sanat atölyeleri, hediyelik eşya dükkânları ve ofislerin bulunduğu çok amaçlı bir merkez olarak hizmet veriyor.
Pirinç Han: Şiir ve Antikacılık
Atpazarı'ndaki bir diğer önemli durak ise Pirinç Han. Günümüzde çoğunluğunu antikacıların oluşturduğu dükkânlara ev sahipliği yapan bu han, şehrin ilk ahşap hanı olma özelliğini taşıyor. Üç katlı ve avlulu olan yapı, ahşap karkas ve kerpiç dolgu tekniğiyle inşa edilmiş. 1985 yılında geçirdiği restorasyon sırasında özgün mimari özellikleri korunarak aslına uygun biçimde yenilenmiş.
Hanın tarihçesi hakkında kesin bir bilgi bulunmuyor. En geçerli yoruma göre asıl Pirinç Han, 1930'lu yıllarda içindeki mescit ile birlikte yıkılmış ve yerine bir ilkokul yapılmış. Bugünkü han ise eski bir ahşap konağın restore edilerek hana dönüştürülmesiyle açılmış. 17. yüzyıl sicil kayıtlarında Rumeli Kazaskeri Emin Mehmet Efendi tarafından bir han inşa ettirildiği yazılıyor; ancak bazı akademisyenler aynı hanın 1739 yılında vakfedildiğini belirtiyor. Hanın giriş duvarında ise ünlü şair Faruk Nafiz Çamlıbel'in Han Duvarları şiiri yazılı: Ne zaman yolda bir hana rastlasam, irkilirim. Çünkü sizde gizlenen dertleri ben bilirim. Bu dizeler, handa dolaşırken size eşlik edecek.
Taşhan: Yıkılan Bir Mirasın Hikâyesi
Atpazarı'nın hemen yakınında, günümüzdeki Hükûmet Meydanı ile Ulus Meydanı arasında bir zamanlar Taşhan adlı bir han bulunuyordu. 19. yüzyıl sonlarında tamamlandığı bilinen bu yapı, dönemin Ankara valisi Abidin Paşa'nın emrinde çalışan mektupçu İsmail Bey tarafından inşa ettirilmiş. 1916 yılında göreve gelen vali Mehmed Reşid, hanın çevresinde düzenlemeler yaparak burayı bir meydan haline getirmiş ve bölge Taşhan Meydanı olarak anılmaya başlamış.
Birinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle birlikte Osmanlı ordusu tarafından kullanılan bina, 1916 yılına dek bu fonksiyonunu sürdürmüş. Savaş sonrasında Taşhan Palas Oteli adıyla 1933 yılına kadar konaklama tesisi olarak hizmet vermiş. Hanın arka bahçesinde ise Beyaz Rus Karpotaviç tarafından kurulan ve dönemin gözde uğrak yerlerinden olan Karpiç Lokantası bulunuyordu. Ancak Cumhuriyet'in ilanından sonra şehir plancısı Hermann Jansen'in itirazlarına rağmen 1936 yılında yıkılan Taşhan'ın yerine bugünkü Sümerbank Genel Müdürlük Binası inşa edilmiş. Bugün o hanın yerinde yükselen bu bina, geçmişin izlerini taşıyan bir başka dönemin tanığı.
Atpazarı'nda Bir Gün
Atpazarı, sadece tarihi hanlarıyla değil, aynı zamanda çevresindeki dokusuyla da keşfedilmeyi hak ediyor. Bu bölge, Ankara Kalesi'nin eteklerinde yer alıyor ve kale çevresindeki dar sokaklarda restore edilmiş geleneksel Ankara evleri ile butik atölyeler geçmişle modern dokunuşları bir arada sunuyor. Hanların arasında dolaşırken, bir yandan antikacıların vitrinlerindeki geçmişten kalma eşyalara göz atabilir, bir yandan da el işi sanatların yapıldığı atölyelerde ustalarla tanışabilirsiniz. Özellikle Pilavoğlu Hanı'nın kafelerinde mola verip, avlunun huzurunda çayınızı yudumlarken, bu hanların yüzyıllar boyunca nasıl bir ticaret ve kültür merkezi olduğunu hayal edebilirsiniz.
Ankara'nın tarihi hanları, şehrin çok katmanlı geçmişini anlamak için eşsiz bir rota sunuyor. Atpazarı'nda geçireceğiniz birkaç saat, size hem Osmanlı'nın son dönemine hem de Cumhuriyet'in ilk yıllarına dair unutulmaz bir pencere açacak. Bu hanlar, ticaretin, konaklamanın ve hatta cezaevinin izlerini taşıyarak, Ankara'nın hafızasını canlı tutuyor. Bir sonraki şehir gezintinizde, bu tarihi mekânlara uğramayı ihmal etmeyin; geçmişin kapıları size sonuna kadar açık.
Kaynak: ankara.ktb.gov.tr, tr.wikipedia.org, tr.wikipedia.org, tr.wikipedia.org
Görsel: ahmet soyak, Wikimedia Commons, CC BY 3.0
THA - TürkAta Haber Ajansı