İçeriğe geç
  • Dolar 49,3349 ▲ %0,13
  • Euro 55,1000 ▼ %0,38
  • Sterlin 65,2034 ▼ %0,11
  • Gram Altın 6.613,99 ▼ %0,46
  • Çeyrek Altın 10.785,56 ▼ %0,51
  • Gümüş 95,61 ▼ %0,80
  • Bitcoin 4.064.931 ▼ %1,55
  • BIST 100 12.150,67 ▼ %0,94

Politika

Yeni Yol Grup Başkanvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ: "Dış Politikamızın Merkezinde Washington'ın ve Tel Aviv'in Hesabı Değil, Türkiye'nin Milli Çıkarları Bulunmalıdır"

Yeni Yol Grup Başkanvekili ve Muğla Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında dış politika, "Mekke Ortak Savunma Antlaşması" olarak adlandırılan düzenleme, yargıda liyakat ve bağımsızlık ile fon soygunu iddialarını gündeme taşıdı. Türkiye'nin bölgesel çatışmalara sürüklenmemesi gerektiğini vurgulayan Özdağ, anlaşma metninin

Yeni Yol Grup Başkanvekili ve Muğla Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) düzenlediği basın toplantısında dış politikadan yargı bağımsızlığına, bölgesel güvenlik politikalarından kamu kaynaklarına ilişkin iddialara kadar çeşitli konularda açıklamalarda bulundu.

Türkiye'nin dış politika kararlarının milli çıkarlar doğrultusunda şekillenmesi gerektiğini belirten Özdağ, "Dış politikamızın merkezinde Washington'ın ve Tel Aviv'in hesabı değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin ve Türk milletinin milli çıkarları bulunmalıdır." ifadelerini kullandı.

"Türkiye, Hangi Kisve Altında Olursa Olsun İsrail'e Güvenlik Kalkanı Olamaz"

7 Ağustos 2026 tarihinde ilan edildiğini belirttiği ve "Mekke Ortak Savunma Antlaşması" olarak nitelendirdiği düzenlemeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özdağ, anlaşmanın Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin denetiminden geçirilmesi gerektiğini savundu.

Özdağ, anlaşmanın kamuoyundan gizlendiğini ileri sürerek, "7 Ağustos 2026 tarihinde ilan edilen sözde 'Mekke Ortak Savunma Antlaşması', milletimizin gözünden kaçırılarak ve Gazi Meclis'imizin iradesi ile Anayasa'mızın 90. maddesi yok sayılarak hayata geçirilmeye çalışılmaktadır." dedi.

28 Şubat 2026 tarihinde ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına değinen Özdağ, ABD Başkanı Donald Trump'ın söz konusu anlaşmaya ilişkin tutumunu da eleştirdi.

Özdağ, "28 Şubat 2026'da ABD ve İsrail'in İran'a başlattığı gayrimeşru saldırı sonrası ABD Başkanı Trump'ın bu anlaşmayı memnuniyetle karşılaması, Mehmetçiğimizi Yemen cephesinde Washington ve Tel Aviv'in kirli planlarına siper etme hesabını açıkça göstermektedir. Türkiye, hangi kisve altında olursa olsun katil İsrail'e güvenlik kalkanı olamaz." açıklamasında bulundu.

"Yemen'deki Bir Çatışmaya Taraf Olunması Stratejik Varlığımızı Riske Atacaktır"

Türkiye'nin Yemen'de yaşanabilecek askeri bir çatışmaya dahil edilmesinin ciddi sonuçlar doğurabileceğini savunan Özdağ, Babülmendep Boğazı, Somali ve Aden Körfezi'ndeki stratejik çıkarların tehlikeye girebileceğini belirtti.

Özdağ, "Yemen'deki bir çatışmaya taraf olunması; Babülmendep Boğazı'ndaki deniz ticaretimizi açık hedef yapacak, Somali ve Aden Körfezi'ndeki stratejik varlığımızı riske atacak ve komşumuz İran ile ilişkilerimizi sıcak çatışma eşiğine getirecektir." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin bölgesel gerilimlerde askeri taraf olmaktan kaçınması gerektiğini dile getiren Özdağ, iktidara anlaşmanın kapsamı ve Türkiye'nin üstleneceği yükümlülükler konusunda açıklama yapma çağrısında bulundu.

"Anlaşma Metnini ve Yükümlülüklerini Derhal Açıklayın"

Söz konusu anlaşmanın TBMM tarafından denetlenmesi gerektiğini vurgulayan Özdağ, iktidara yönelik taleplerini şöyle sıraladı:

"Anlaşma metnini ve yükümlülüklerini derhal açıklayın. TBMM'nin anayasal denetimini güvence altına alın. Yemen'de saldırı amaçlı harekâta katılmayacağınızı ilan edin. Kararları milli çıkarlar temelinde değerlendirin ve Türkiye'yi vekâlet savaşlarının tarafı yapmayın. Gazze ile Filistin halkının haklarını savunacak bölgesel diplomasiyi başlatın."

Özdağ, Türkiye'nin güvenlik politikalarında başka ülkelerin stratejik hesapları yerine kendi ulusal çıkarlarını esas alması gerektiğini ifade etti.

"Bakanlık Bize Ayrıcalık Tanıdı, 2 Senede 70 Baro Üyesi Arkadaşımızı Hâkim ve Savcı Yaptık"

Basın toplantısında yargı sistemine ilişkin iddiaları da gündeme getiren Özdağ, Ankara 2 Nolu Baro Başkanı'nın bir televizyon yayınında kullandığını belirttiği ifadelerin araştırılması gerektiğini söyledi.

Özdağ, "Diğer yandan, adalet mekanizmamızın kalbine saplanan vahim bir yargı skandalını da gündeme taşıdık. Ankara 2 Nolu Baro Başkanı'nın canlı yayında 'Bakanlık bize ayrıcalık tanıdı, 2 senede 70 baro üyesi arkadaşımızı hâkim ve savcı yaptık' sözleri, yargı bağımsızlığı ve liyakatin katledildiğinin açık itirafıdır." dedi.

Söz konusu açıklamaların hâkim ve savcı atamalarında eşitlik ve liyakat ilkeleri bakımından ciddi soru işaretleri oluşturduğunu savunan Özdağ, iddiaların açıklığa kavuşturulmasını istedi.

"Adalet Bakanı'nın Yanıtlaması İçin Soru Önergesi Sunduk"

Yargıdaki atamalara ilişkin iddiaları Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdıklarını belirten Özdağ, Adalet Bakanı tarafından yanıtlanması istemiyle yazılı soru önergesi sunduklarını açıkladı.

Özdağ, "Anayasa'nın eşitlik ilkesini ayaklar altına alan bu skandalla ilgili Adalet Bakanı'nın yanıtlaması istemiyle soru önergemizi Meclis Başkanlığına sunduk. Liyakat geri gelene, yargı bağımsız ve tarafsız olana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz." ifadelerini kullandı.

Yargı sisteminin bağımsızlık, tarafsızlık ve liyakat ilkeleri temelinde işlemesi gerektiğini vurgulayan Özdağ, atama süreçlerine ilişkin iddiaların Meclis denetimi kapsamında incelenmesini talep etti.

"200 Milyar Dolar Batsa Bile Koltuğu Bırakan Yok"

Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerinde fon soygunu olarak nitelendirdiği iddiaları gündeme taşıyan Özdağ, kamuoyunda tartışılan mali kayıplar karşısında siyasi sorumluluk üstlenilmediğini savundu.

Özdağ, "Fon soygununda sorumluluğu bulunanlardan hiçkimse henüz istifa etmedi. Başka ülkelerde hataen 5 avroluk devlet harcaması istifa sebebi sayılırken, bizde 200 milyar dolar batsa bile koltuğu bırakan yok." dedi.

Kamu kaynaklarının yönetiminde hesap verebilirliğin esas olması gerektiğini belirten Özdağ, söz konusu iddialarla bağlantılı kişilerin siyasi sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ifade etti.

"Fon Soygununda Dahli Olanlar Ne Zaman İstifa Edecek?"

Fon iddialarının yalnızca ekonomik değil, kamu yönetiminde sorumluluk ve güven meselesi olduğunu savunan Özdağ, iktidara yönelik eleştirilerini sürdürdü.

Özdağ, "Bu fon soygunu milletimizin itibarına yapılmış en büyük hakarettir. İktidar partisine her gün soracağım; 'Fon soygununda dahli olanlar ne zaman istifa edecek?' diye." ifadelerini kullandı.

Yeni Yol Grup Başkanvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, dış politikada milli çıkarların korunması, uluslararası anlaşmalarda TBMM denetiminin işletilmesi, yargı atamalarında liyakatin sağlanması ve fon iddialarında siyasi sorumluluğun ortaya çıkarılması yönündeki çağrılarını yineledi.

Kaynak: Cumha

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…