İYİ Parti Sözcüsü Buğra Kavuncu: "Devletin görevini vicdanlara bırakamazsınız"
İYİ Parti Sözcüsü Buğra Kavuncu, düzenlediği basın toplantısında fon soruşturmasından Abdullah Öcalan'a statü tartışmalarına, Mekke Antlaşması'ndan yargıdaki kayırmacılık iddialarına kadar gündemi değerlendirdi. İktidarın yolsuzluk iddialarının Meclis'te araştırılmasını engellediğini savunan Kavuncu, SPK'nın denetim sorumluluğunu sorguladı, yargıda liyakat ç
İYİ Parti Sözcüsü Buğra Kavuncu, düzenlediği basın toplantısında ekonomi, yargı, terörle mücadele, dış politika ve çalışma hayatına ilişkin açıklamalarda bulundu. Fon soruşturmasının Türkiye Büyük Millet Meclisinde araştırılmasının engellendiğini savunan Kavuncu, iktidarın denetim mekanizmalarını işletmediğini öne sürdü. AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler'in yüksek kazançların vicdani değerlendirmeyle iade edilmesine yönelik sözlerine tepki gösteren Kavuncu, "Siz iktidarsınız. Devlet yönetme gücü sizin elinizde. Suçu belirleyip, suçluyu ve suçsuzu ayıracak olan sizsiniz. Bunu vicdanlara bırakamazsınız." dedi.
Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'a statü verilmesi tartışmalarına da değinen Kavuncu, yürütülen sürecin Türkiye'nin millî devlet yapısı açısından riskler taşıdığını savundu. Mekke Antlaşması kapsamında Türkiye'nin güvenliğini ilgilendiren kararların TBMM'de görüşülmesi gerektiğini belirten Kavuncu, yargıdaki kayırmacılık iddialarının araştırılmasını istedi. Kavuncu, basın toplantısının sonunda İYİ Parti'nin Ankara'da gerçekleştirdiği Emek Çalıştayı'nın sonuçlarını da açıkladı.
"FON VURGUNUNU MECLİS'TE KONUŞTURMADILAR"
Fon soruşturmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan İYİ Parti Sözcüsü Buğra Kavuncu, AK Parti ve MHP'nin TBMM'ye sunulan araştırma önergelerini reddettiğini belirterek iktidarın konunun Meclis denetimine açılmasından kaçındığını ileri sürdü.
Kavuncu, "Her fırsatta millî iradeyi öne süren, millet iradesinden, Meclis'ten bahseden iktidar, fon vurgununu Meclis'te konuşturmadı." ifadelerini kullandı.
Araştırma komisyonu kurulması yönündeki taleplerinin kabul edilmediğini hatırlatan Kavuncu, şunları söyledi:
"Meclis'i kendi vermiş oldukları yoklama teklifi ile kapattılar. Bir sonraki gün verilmiş araştırma önergelerini reddettiler. 'Gelin, her şeyi milletin temsil makamında, milletin huzurunda konuşalım' dedik ve bunu önerdik, hayır dediler."
Fon soruşturmasının yalnızca ekonomik kayıplar üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Kavuncu, yatırılan ana para ile elde edilen kazanç arasındaki oranın da bağımsız uzmanlar tarafından incelenmesini istedi.
İktidarın kamuoyuna hesap vermekten kaçındığını savunan Kavuncu, eleştirilerini şu sözlerle sürdürdü:
"AK Parti iktidarı korkak bir iktidar. Sizin karşınıza çıkacak yüzleri ve size hesap verecek cesaretleri yok. 'Biz çalmadık, çalanlara lanet olsun, gelin konuşalım' diyecek cesaretleri yok. Neden? Çünkü yolsuzluk kendi içlerinde."
Soruşturmanın niteliğine dikkat çeken Kavuncu, "Bu bir ekonomik ya da finansal kriz değildir. Bu bir yolsuzluk ve suç örgütü meselesidir." değerlendirmesinde bulundu.

"SPK GÖREVİNİ YAPSAYDI BU YAŞADIKLARIMIZ OLMAYACAKTI"
Fon mağdurlarına yönelik ödeme planını ve TBMM'ye sunulan kanun teklifini değerlendiren Kavuncu, düzenlemenin sorumluların hesap vermesini sağlayacak hükümler içermediğini savundu.
Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) denetim sorumluluğunu gündeme getiren Kavuncu, mevcut SPK Başkanı'nın soruşturmaya konu olan süreçte kurumda ikinci başkan olarak görev yaptığını hatırlattı.
Kavuncu, faaliyet raporlarına göre 2024'ten 2025'e esas faaliyet gelirleri yüzde 4.967, net kârı yüzde 6.930 artan bir fonun yeterince denetlenmediğini ileri sürdü. TERA'nın borsaya açılmasına şerh koyan iki SPK üyesinin görevden alınmasına da değinen Kavuncu, "Zaten görevini yapsa bu yaşadıklarımızın olmayacağı SPK." dedi.
14, 15 ve 16 Eylül tarihlerinde satış talimatı vermelerine rağmen paralarını alamayan yatırımcılar bulunduğunu belirten Kavuncu, mağdurların ana paralarını geri alıp alamayacakları konusunda belirsizlik yaşadığını ifade etti.
Kanun teklifinin eksik olduğunu savunan Kavuncu, "Getirdikleri kanun teklifi son derece zayıf ve yetersiz bir teklif. Mesela bakıyoruz, vurguncularla alakalı tek bir madde yok bu kanun teklifinde." ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın devletin ve milletin malına el uzatanlarla işlerinin olmayacağı yönündeki açıklamasına da değinen Kavuncu, siyasi yakınlığı bulunan kişilerin korunmaması gerektiğini belirtti.
Kavuncu, "Bu şahıslar yargı karşısına çıkarılmak zorunda. Bu şahıslar yolsuzluğun hesabını vermek zorunda." sözleriyle sorumluların yargılanması çağrısında bulundu.
"KOSKOCA DEVLETİ SADAKA KUTUSUYLA MI GÖRÜYORSUNUZ?"
AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler'in fon işlemlerinden yüksek kazanç elde eden kişilerin haksız buldukları tutarları vicdani değerlendirmeyle iade edebileceklerine ilişkin açıklamasını eleştiren Kavuncu, devletin hukuki sorumluluğunun kişilerin inisiyatifine bırakılamayacağını söyledi.
Kavuncu, "Siz iktidarsınız. Devlet yönetme gücü sizin elinizde. Suçu belirleyip, suçluyu ve suçsuzu ayıracak olan sizsiniz. Bunu vicdanlara bırakamazsınız." ifadelerini kullandı.
Devletin düzenleyici ve denetleyici görevine işaret eden Kavuncu, "Koskoca devleti, elinde sadaka kutusuyla 'Gönlünden ne koparsa' diyecek pozisyonda mı görüyorsunuz?" diye sordu.
İktidarın masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkına ilişkin yaklaşımını da eleştiren Kavuncu, muhalefet mensupları ve gazetecilere yönelik adli işlemlerde aynı hassasiyetin gösterilmediğini savundu.
Kavuncu, "Gecenin köründe evi basılıp, geceliğiyle görüntülenen bir kadının lekelenmeme hakkı yok mu? Gözaltına alınma görüntülerini daha iyi servis etmek için tekrar tekrar mizansen yaptırılan insanların lekelenmeme hakkı yok mu?" sözleriyle uygulamalara tepki gösterdi.
Ergenekon ve Balyoz davalarında yaşanan hak ihlallerini de hatırlatan Kavuncu, masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkının herkes için eşit biçimde uygulanması gerektiğini vurguladı.
"BEBEK KATİLİNDEN MANDELA YARATACAKLARI BİR KARANLIĞA SÜRÜKLÜYORLAR"
Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'a statü verilmesine yönelik tartışmaları değerlendiren İYİ Parti Sözcüsü Buğra Kavuncu, iktidarın fon soruşturması mağdurlarının sorunları yerine terör örgütü elebaşının geleceğine odaklandığını savundu.
Kavuncu, "Birileri ısrarla önümüze İmralı'daki terör örgütü elebaşını çıkarıyor. Bakın tek dertleri var. Bir teröristin sözleri ve binlerce teröristin geleceği." ifadelerini kullandı.
Sürecin başlangıcında Öcalan'a herhangi bir statü tanınmayacağının ve pazarlık yapılmayacağının söylendiğini hatırlatan Kavuncu, gelinen noktada farklı bir tablo ortaya çıktığını ileri sürdü.
Kavuncu, "Şimdi adım adım statü geliyor. Bebek katilinden Mandela yaratacakları bir karanlığa hepimizi sürüklüyorlar." dedi.
DEM Partili bir milletvekilinin 1986-2026 yılları arasındaki olaylara ilişkin tazminat düzenlemesi ve "Hakikat ve Adalet Tesisi Komisyonu" kurulması önerisini de değerlendiren Kavuncu, söz konusu girişimin Türk devletini hedef aldığını iddia etti.
Kavuncu, "Buradaki amaç, devleti örgüt önünde mahkûm ettirmek." ifadelerini kullandı.
Terör örgütü mensubu Bese Hozat'ın "demokratik entegrasyon" açıklamalarına da değinen Kavuncu, öz yönetim ve demokratik özerklik taleplerinin Türkiye'nin üniter yapısına yönelik olduğunu savundu.
Kavuncu, "Nihai hedef tam olarak budur. Millî devleti çözmek, Türklüğü bir etnisiteye indirgeyerek çok halklı bir toplum yaratmak." değerlendirmesinde bulundu.
"TÜRKİYE'NİN GÜVENLİĞİNİ İLGİLENDİREN KARARLAR MECLİS'TE KONUŞULMALI"
Mekke Antlaşması kapsamında yaşanan gelişmeleri değerlendiren Kavuncu, Türkiye'nin dış politikasını ve millî güvenliğini ilgilendiren kararların TBMM'nin bilgisi dışında alınmasına karşı çıktı.
Antlaşmanın içeriğinin, gerekçelerinin ve Türkiye açısından doğurabileceği risklerin açıklanmasını isteyen Kavuncu, "Nasıl bir metin, nasıl bir antlaşma var ortada? Buradaki risk nedir? Neye dayanarak böyle bir antlaşmaya ihtiyaç duyulmuştur?" diye sordu.
Mekke ve Medine'nin savunulmasına ilişkin açıklamalara da değinen Kavuncu, kutsal değerlerin siyasi ve ekonomik gerekçelerle kullanılmaması gerektiğini savundu.
Medine Müdafaası'nın komutanı Fahrettin Paşa'yı ve Yemen'de hayatını kaybeden Türk askerlerini hatırlatan Kavuncu, Türkiye'nin tarihî ve manevi hassasiyetlerinin siyasi tartışmalara konu edilmesine tepki gösterdi.
İktidarın bölgesel güvenlik politikalarının arkasında ekonomik çıkarlar bulunduğunu ileri süren Kavuncu, "Sizin motivasyonunuzun rengi yeşil. En sevdiğiniz renk yeşil. Ama dolar yeşili. Siz Amerikan dolarının yeşilini seviyorsunuz." ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin güvenliğini ilgilendiren bir tehdit bulunması hâlinde bunun TBMM'de açıklanması gerektiğini vurgulayan Kavuncu, şunları söyledi:
"Milletimizin, Amerikan dolarının yeşili için kaybedecek tek evladı yoktur. Milletimizin, Amerikan Büyükelçisinin siyasi tahayyülleri için tehlikeye atacağı evlatları yoktur."
Kavuncu, Dışişleri Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumların antlaşmanın kapsamı ve Türkiye'nin üstleneceği sorumluluklar hakkında Meclise bilgi vermesi gerektiğini belirtti.
"BİRİNDE PARALAR ÇALINDI, DİĞERİNDE MAKAM MEVKİ ÇALINDI"
Ankara 2 No'lu Baro Başkanı'nın hâkim ve savcı alımlarına ilişkin açıklamalarını değerlendiren Kavuncu, yaklaşık 70 baro üyesi avukatın hâkim ve savcı olmasına referans oldukları ve Adalet Bakanlığının kendilerine ayrıcalık tanıdığı yönündeki sözlerin araştırılması gerektiğini söyledi.
Bu açıklamaların yargıdaki kayırmacılık iddiaları açısından önem taşıdığını belirten Kavuncu, "Partizanlaşma ve adam kayırmacılığın itirafıdır bu. Hem de bir hukukçu tarafından." dedi.
Fon soruşturması ile yargıdaki kayırmacılık iddiaları arasında benzerlik bulunduğunu savunan Kavuncu, her iki durumda da vatandaşların haklarının ihlal edildiğini ileri sürdü.
Kavuncu, "Milletin hakkı çalındı her ikisinde de. Birinde paralar çalındı, diğerinde makam mevki çalındı. İkisi de haksız kazanç." ifadelerini kullandı.
Hâkim ve savcı alımlarında liyakat ilkesinin esas alınması gerektiğini vurgulayan Kavuncu, "Hâkim ve savcılık makamları yandaşlara peşkeş çekilecek kadar değersiz makamlar mı?" diye sordu.
İddiaların bağımsız biçimde araştırılması gerektiğini belirten Kavuncu, "Bu itirafı denetlemesi ve soruşturması gereken makam zaten itirafın odağındaki makam." sözleriyle denetim mekanizmalarını eleştirdi.
İktidarın yolsuzluk ve kayırmacılık iddialarıyla mücadelede yetersiz kaldığını savunan Kavuncu, "Yolsuzluklar, haksızlıklar, partizanlık artık sizin iktidarınızın paçalarından akıyor. Engel olamıyorsunuz. Gizleyemiyorsunuz. Saklayamıyorsunuz." ifadelerini kullandı.

"EMEĞİN TÜM BİLEŞENLERİNİ AYNI MASADA BULUŞTURDUK"
İYİ Parti Sözcüsü Buğra Kavuncu, basın toplantısının son bölümünde 10-11 Ekim tarihlerinde Ankara'da düzenlenen "İYİ Gelecek İçin Emek Çalıştayı"nın sonuçlarını paylaştı.
Çalıştayın İYİ Parti Tüm Sendikalar ve Kamu Çalışanlarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Türkoğlu'nun koordinasyonunda gerçekleştirildiğini belirten Kavuncu, farklı görüşlerden sendika konfederasyonları, federasyonlar ve emek temsilcilerinin aynı masada buluştuğunu ifade etti.
Türkiye'de ilk kez emeği odağa alan bu kapsamda bir çalıştay düzenlediklerini savunan Kavuncu, katılımcıların ortak bir sonuç bildirgesi imzaladığını açıkladı.
"SENDİKAL ÖRGÜTLENMENİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER KALDIRILMALI"
Çalıştayda sendikal haklar ve çalışma koşullarına ilişkin taleplerin öne çıktığını belirten Kavuncu, sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması ve grev hakkının güvence altına alınması gerektiğini söyledi.
Taşeron sistemine son verilmesi ve çalışanların millî gelirden aldığı payın artırılması gerektiğini vurgulayan Kavuncu, emekçilerin ekonomik büyümeden adil biçimde yararlanmasının önemine dikkat çekti.
Asgari ücretin geçim güvencesi hâline getirilmesi gerektiğini belirten Kavuncu, emekli aylıklarının açlık sınırının üzerine çıkarılması ve kalıcı intibak düzenlemesi yapılması taleplerini aktardı.
Staj ve çıraklık sigortasının emeklilik başlangıcına dâhil edilmesi gerektiğini ifade eden Kavuncu, sosyal güvenlik sistemindeki hak kayıplarının giderilmesini istedi.
"KAMUDA LİYAKAT ESAS ALINMALI, MÜLAKATLA KAYIRMACILIK SONA ERMELİ"
Kamuda işe alımlarda liyakatin esas alınması gerektiğini vurgulayan Kavuncu, mülakat yoluyla kayırmacılığa son verilmesi çağrısında bulundu.
Sözleşmeli ve ücretli öğretmenler arasındaki hak eşitsizliklerinin giderilmesi gerektiğini belirten Kavuncu, çalışma hayatındaki farklı statülerden kaynaklanan sorunların çözülmesini istedi.
Vergi sisteminin daha adil hâle getirilmesi ve iş güvenliği önlemlerinin güçlendirilmesi gerektiğini de dile getiren Kavuncu, çalışanların ekonomik ve sosyal haklarının korunmasına yönelik düzenlemelerin önemini vurguladı.
İYİ Parti Sözcüsü Buğra Kavuncu, basın toplantısını şu sözlerle tamamladı:
"İYİ Parti olarak emeğin karşılığını aldığı, alın terinin değer gördüğü, sendikal hakların korunduğu ve sosyal adaletin sağlandığı bir Türkiye için mücadelemizi sürdüreceğiz."
Kaynak: Cumha