İçeriğe geç
  • Dolar 49,3937 ▲ %0,03
  • Euro 55,1402 ▼ %0,36
  • Sterlin 65,1636 ▼ %0,52
  • Gram Altın 6.500,02 ▼ %1,62
  • Çeyrek Altın 10.638,21 ▼ %1,39
  • Gümüş 88,31 ▼ %6,04
  • Bitcoin 4.026.886 ▼ %1,74
  • BIST 100 12.118,29 ▼ %1,08

Gündem

Bahçeli bu kez farklı bir şey istiyor

Anayasa'nın 116. maddesi, cumhurbaşkanının ikinci görev döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi durumunda bir kez daha aday olabilmesine olanak tanıyor. Erdoğan'ın üçüncü (fiilen dördüncü) kez aday olabilmesi için bu maddenin işletilmesine ihtiyacı var. Cumhur İttifakı'ndaki ortağı MHP lideri Devlet Bahçeli de geçen haftaki grup konuşmasında bundan bahsederek Erdoğan'ın bir daha aday olabilmesi için Meclis'te "uygun zamanda ve azami mutabakatla seçimlerin yenilenmesi" kararı alınması gerektiğini belirtti.

Bahçeli'nin geçen haftaki (6 Ekim) konuşması oldukça önemliydi. Ancak hem fon gündeminin gölgesinde kalması hem de sözlerindeki "Erdoğan aday olmalı" mesajının öne çıkarılması nedeniyle konuşmanın ayrıntıları yeterince tartışılamadı. Bahçeli, Erdoğan'ın yürütmenin başında kalmasını isterken kendince başka bir gerekliliğe de işaret etti. Hatta bunu, Erdoğan'ın adaylığına koşul olarak öne sürdüğü bile iddia edilebilir. MHP lideri, partisinin Meclis'te daha güçlü ve belirleyici pozisyonda olduğu yeni bir "denge"den söz etti. "Yürütmede Erdoğan, yasamada MHP; Türkiye'de Cumhur İttifakı, dünyada Türk Asrı" çağrısında bulundu ve "Cumhurbaşkanıyla birlikte kuşkusuz ki Meclisteki milletvekili çoğunluğu da Cumhur İttifakında olmalı, denge ve denetleme mekanizmasının daha sağlıklı işleyebilmesi için Milliyetçi Hareket Partisi yasamada temsil gücünü mutlaka artırmalıdır" dedi.

Seçim kararının alınabilmesi için Meclis'te 360 vekilin kabul oyu gerekiyor. AKP, MHP'nin desteğini almadan mevcut siyasi saflaşmalar dahilinde bu sayıya ulaşamıyor. Hatta tek başına MHP'nin desteği de yetmiyor, 34 vekil eksik kalıyor. Dolayısıyla Erdoğan, yeniden seçilmek için siyasal açıdan olduğu kadar matematiksel olarak da MHP'siz bir plan yapma lüksüne sahip değil. Bahçeli de bunun farkında ve elindeki avantajla partisinin ittifak içindeki konumunu yükseltme planları yapıyor. Erdoğan'a yeniden aday olmasına ve seçilmesine destek vereceğini belirtirken, MHP'yi de rejimin denetleyici bir aktörüne, bir nevi sigortasına dönüştürmek istiyor. Kendi hareketine bir tür "rejim içi ve rejime sadık bir ana muhalefet" rolü tarif ediyor.

MHP 2018'den bu yana Cumhur İttifakı çatısı altında AKP ile birlikte yer alsa da Bahçeli ara ara partisinin ayrı bir yapı olduğunu hatırlatma ihtiyacı hissetti. Yöneten değil, destekleyen konumda olduklarına dikkat çeken pek çok açıklama yaptı. Hatta bazen MHP'nin bir muhalefet partisi olduğunu bile dile getirdi. 22 Haziran 2018'de "İttifak ortağıyız ama ayrı partileriz", 10 Temmuz 2018'de "MHP olarak yasamada üzerimize düşen görevi yerine getireceğiz. Denetim ve denge sorumluluğunu millet bize vermiştir", 9 Kasım 2021'de "Milliyetçi Hareket Partisi Cumhur İttifakı'nın bir ortağı olsa da işlevi ve üstlendiği demokratik sorumluluğu muhalefettir", 10 Temmuz 2022'de "Biz şunun altını çiziyoruz. İttifakın ortağıyız. Ama iktidarın ortağı değiliz" ve 24 Ocak 2026'da "Milliyetçi Hareket Partisi Cumhur İttifakı ortağıdır ancak iktidar ortağı değildir" şeklinde çıkışlarda bulundu.

Bahçeli'nin son konuşmasındaki "Yasamada MHP" vurgusunu 2018'den bu yana süregelen açıklamalarının devamı ve bütünleyicisi olarak ele almak gerek. Bu bir yönüyle de Erdoğan sonrası döneme hazırlık niteliği taşıyor. Sistemin ve siyasetin nasıl şekilleneceğinin belirsiz olduğu koşullarda, Bahçeli bugünden geleceğe yatırım yapıyor. MHP'yi rejim mimarisinin merkezine yerleştirip yürütme üzerindeki etki kapasitesini artırmayı ve olası sarsıntılara karşı hareketini daha dirençli bir hale getirmeyi amaçlıyor. "Aile" odaklı bir devamlılık yerine, rejimi kuran siyasi aklın ve rejim bürokrasisinin belirleyici olduğu bir yapının şekillenmesi için taşları diziyor.

Bahçeli'nin bu hamlesinin Cumhur İttifakı'nda bir krize neden olacağını düşünmek için henüz erken. Çağrısına Erdoğan'dan nasıl karşılık geleceği, olumlu karşılık gelecekse de bunun nasıl bir formülle hayata geçirileceği henüz belirsiz. Ancak şurası kesin ki Bahçeli'nin desteğine muhtaç olan Erdoğan'ın bundan sıyrılma ve top çevirme şansı yok. Muhalefete yönelik baskıların yoğunlaştığı mevcut şartlarda, rejim ortakları arasındaki tansiyon yükselebilir. Ancak şunu her zaman hatırlamak gerek: Bu iktidarı çözecek olan kaderci bir anlayışla ortakların birbirine düşmesini beklemek değil, muhalefetin halkın öfkesi, itirazı ve taleplerini etrafında oluşturacağı siyasal basınçtır.

Kaynak: Birgun

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…