Ankara Roma Hamamı: Caracalla'nın İzleri ve Antik Bir Şifa Merkezi
Görsel: Nosferatü / Wikimedia Commons, Public domain
Ankara'nın kalbindeki Roma Hamamı, imparator Caracalla'nın adıyla anılan, çok katmanlı tarihi ve etkileyici mimarisiyle keşfedilmeyi bekliyor.
Ankara'nın Altındağ ilçesinde, Hacı Bayram Mahallesi sınırları içinde yükselen Ankara Roma Hamamı, kentin en etkileyici antik kalıntılarından biri. İlk katmanı Frigler dönemine kadar uzanan bir höyük üzerine inşa edilen yapı, bugün açık hava müzesi olarak ziyaretçilerini ağırlıyor. İmparator Caracalla'nın adıyla anılan bu devasa kompleks, yalnızca bir yıkanma mekânı değil; aynı zamanda sporun, sosyalleşmenin ve dini ritüellerin iç içe geçtiği bir kültür merkeziydi.
Caracalla'nın Gölgesinde Bir Tarih
Hamamın kökenine dair bilgiler, şehrin farklı noktalarına oyulmuş 12 kilise yazıtına dayanıyor. Bu yazıtlardan günümüze yalnızca 5 tanesi ulaşabilmiş. Yazıtlarda, Tiberius Julius Justus Junianus adlı bir rahibin Ankara'da bir hamam inşa ettirdiği ve şehre çeşitli hizmetlerde bulunduğu anlatılıyor. Bu hamamın Caracalla Hamamı olup olmadığı kesin olmasa da, bölgede bulunan sikkeler üzerinde çalışan tarihçiler, binanın imparator Caracalla döneminde tamamlandığını öne sürüyor.
Caracalla'nın Ankara'yı ziyaret ettiği biliniyor. Bu ziyaret öncesinde hamamın tamamlanmış olması ve imparatorun gelişi şerefine açılması ihtimali güçlü bir varsayım. Ayrıca, imparatorun hastalıktan kurtulmasını kutlamak amacıyla şehirde Megala Asklepia Soteria oyunlarının düzenlenmesi ve Caracalla'nın sağlığına kavuşmasını dileyen yazıtların bulunması, bu iddiayı destekliyor. Kazılarda ortaya çıkarılan Asklepios heykeli ise hamamın bu sağlık tanrısına adanmış olabileceğini düşündürüyor. Bazı araştırmacılar ise yapının aslında daha eski bir gymnasiumun dönüştürülmesiyle ortaya çıktığını ve Caracalla'dan önce, imparator Hadrianus döneminde inşa edilmiş olabileceğini savunuyor.
Yıkıntılardan Günümüze: Kazılar ve Buluntular
Hamamın kalıntıları, 1701 yılında Ankara'yı ziyaret eden Fransız gezgin Joseph Pitton de Tournefort'un gravürlerinde yüksek duvarlarıyla görülüyor. 1813'te gelen İskoç gezgin John Macdonald Kinneir ise bir tepenin üzerinde yaklaşık 10 metre yüksekliğinde duvarları olan bir yıkıntıdan bahsediyor. Ne yazık ki bu duvarlar, 1926 yılında dönemin Millî Savunma Bakanlığı binasının inşaatı sırasında dinamitle tahrip edilmiş. Fransız fotoğrafçı Guillaume de Jerphanion'un 1928'de çektiği kare, bu duvarların kısmen ayakta olduğunu gösteren ilk ve tek fotoğraf olarak tarihe geçmiş.
Çankırı Caddesi'nin yapımı sırasında antik kalıntıların keşfedilmesiyle başlayan arkeolojik kazılar, Alman arkeologlar Kurt Bittel ve Knut Olof Dalman başkanlığında yürütülmüş. 1937'de Remzi Oğuz Arık'ın bulduğu Frig, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait seramik parçaları, yapının çok katmanlı geçmişini kanıtlamış. 1938'de Hamit Zübeyir Koşay ve Hans Henning von der Osten'in başkanlığında devam eden kazılarda, höyüğün ortasında yapılan sondajlarla caldarium (sıcaklık) ve prefenarium (ocaklık) bölümleri gün yüzüne çıkarılmış. 1943'e kadar süren çalışmalarda palaestra ve kuzey kanat tamamlanmış; 1944-1947 arasında Mahmut Akok'un yaptığı kazılarda ise yapının güneyinin kuzeyle simetrik olmadığı, dolayısıyla bu bölümün tamamlanmadan bırakıldığı anlaşılmış.
2009 yılındaki kazılarda ise oldukça özel buluntular ele geçirilmiş. Bunlardan biri, Antik Mısır'ın Geç Hanedanlık Dönemi'ne (MÖ 8. yüzyıl sonları) tarihlenen ve fayanstan yapılmış bir muska. Ön yüzünde II. Ramses'in doğum adı, arkasında ise taht adı yazılı olan bu eser, devekuşu tüyü ve güneş kursu motifleriyle dikkat çekiyor. Bir diğer önemli buluntu ise yaklaşık 12 santimetre boyunda, bronzdan yapılmış bir Attis heykelciği. Kanatlı, Frig başlıklı ve uzun çizmeli olarak betimlenen bu figür, İç Anadolu'da benzeri bulunmayan bir örnek. Ayrıca, MS 8. yüzyılda şehri istila eden Emevi ordularının tahribatı sırasında bir çöplüğe atıldığı düşünülen, Erken Bizans Dönemi'ne ait 11 santimetrelik çarmıha gerilmiş İsa heykelciği de kazılarda ortaya çıkarılmış.
Mimari ve Bölümler
Caracalla Hamamı, yaklaşık 65.000 metrekarelik bir alana yayılıyor. Hamam binası 180x140 metre, kuzeydoğusundaki palaestra ise 95x95 metre ölçülerinde. Yapıda, Ankara'nın soğuk iklimi nedeniyle normalden farklı olarak apoditeriumun (soyunmalık) altına kadar uzatılan hypocaust (alttan ısıtma) sistemi kullanılmış. Ana hamam binası; caldarium (sıcaklık), tepidarium (ılıklık) ve frigidarium (soğukluk) olmak üzere üç ana bölümden oluşuyor. Güneybatıdaki tepidarium yaklaşık 11x25 metre, kare planlı caldarium 25x25 metre, frigidarium ise 15x35 metre boyutlarında. Yapı genelinde 14 adet prefenarium (ocaklık) bulunuyor.
Kare planlı palaestranın her bir kenarında, eşit aralıklarla yerleştirilmiş 32 sütundan oluşan portikolar yer alıyor. Kuzeydoğudaki portikonun tam ortasında hamam binasına açılan bir kapı var. Güneydoğudaki üstü kapalı yapıların ise yağışlı havalarda ısınma hareketleri için kullanıldığı düşünülüyor. Hamam, sadece bir temizlik alanı değil; apodyteriumda başlayan sosyal etkileşim, frigidariumda soğuk suyla devam eden ritüel, tepidariumda masaj ve yağlanma, caldariumda terleme ve sudatoriumda kuru sıcak hava ile arınma, palaestrada ise spor ve oyunlarla dolu bir günün merkeziydi.
Restorasyon ve Bugün
2022 Nisan ayında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından kapsamlı bir restorasyon ve konservasyon çalışması yapılan hamamda, antik heykeller temizlenerek kaideler üzerine yerleştirilmiş. Duvar derzleri yenilenmiş, capping uygulamasıyla koruma sağlanmış. Çevre ve palaestra alanının peyzaj düzenlemesi yapılmış, yeni yürüyüş yolları oluşturulmuş. Havuz kısmına sonradan eklenen mermerler kaldırılarak orijinal dokuya kavuşturulmuş. Aydınlatma ve kamera sistemleri yenilenen açık hava müzesi, Başkent Kültür Yolu Festivali kapsamında ziyarete açılmış ve festival boyunca açık hava konserlerine ev sahipliği yapmış.
Ankara Roma Hamamı, bugün hem tarih meraklıları hem de antik mimarinin izlerini sürmek isteyenler için eşsiz bir durak. Caracalla'nın gölgesinde yükselen bu dev yapı, kentin binlerce yıllık geçmişini gözler önüne seriyor. Şehrin kalabalığından birkaç adım uzakta, antik dönemin ihtişamını ve günlük yaşamını hissetmek isteyen herkesi bekliyor.
Kaynak: tr.wikipedia.org
Görsel: Nosferatü, Wikimedia Commons, Public domain
THA - TürkAta Haber Ajansı