Ankara Roma Hamamı: Başkentin Antik Roma Mirası
Görsel: Ahmet Keles at English Wikipedia / Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0
Ankara'nın Altındağ ilçesindeki Roma Hamamı, Caracalla dönemine uzanan kalıntıları ve höyük üzerindeki konumuyla başkentin antik geçmişine ışık tutuyor.
Ankara, başkent kimliğinin yanı sıra binlerce yıllık tarihiyle de ziyaretçilerini ağırlıyor. Hititlerden Roma'ya, Selçuklulardan Osmanlı'ya pek çok uygarlığa ev sahipliği yapan şehir, her dönemden izler taşıyor. Bu izlerin en etkileyicilerinden biri de Altındağ ilçesinde, Hacı Bayram Mahallesi sınırları içinde yer alan Ankara Roma Hamamı. İlk katmanı Frigler dönemine uzanan bir höyük üzerine inşa edilen bu yapı, kentin antik dönemine tanıklık etmek isteyenler için eşsiz bir durak.
Roma Hamamı'nın Tarihi ve Caracalla Bağlantısı
Ankara'da bir antik hamam olduğuna dair ilk bilgiler, şehrin farklı noktalarına oyulmuş 12 kilise yazıtından geliyor. Bugün bunlardan yalnızca 5 tanesi ayakta. Yazıtlarda, Tiberius Julius Justus Junianus isimli bir rahibin Ankara'da bir hamam inşa ettirdiği ve şehre çeşitli hizmetlerde bulunduğu anlatılıyor. Bu hamamın Caracalla Hamamı olup olmadığı kesin olmamakla birlikte, bazı araştırmacılar bu varsayımı doğru kabul ediyor. Bölgede ele geçirilen sikkeler üzerinde çalışan tarihçiler ise binanın imparator Caracalla döneminde tamamlandığını öne sürüyor. Caracalla'nın Ankara'yı ziyaret ettiği göz önünde bulundurulduğunda, hamamın imparatorun gelişinden önce bitirilip onun şerefine açıldığı da düşünülüyor. Ayrıca, imparatorun hastalıktan kurtulmasını kutlamak amacıyla şehirde Megala Asklepia Soteria oyunlarının düzenlenmesi ve Caracalla'nın sağlığına kavuşmasını dileyen yazıtların bulunması bu iddiaları güçlendiriyor. Kazılarda ortaya çıkarılan Asklepios heykeli ise hamamın bu tanrıya adanmış olabileceğini akla getiriyor.
Hamamın bitişiğindeki palaestra yapısının, daha önceki yıllarda inşa edilmiş olması muhtemel Polyeidos Gymnasiumu ile bağlantılı olabileceği ve mevcut hamamın eski bir gymnasiumun dönüştürülmesiyle ortaya çıktığı görüşleri de var. Bu doğrultuda yapının Caracalla'dan daha önce, imparator Hadrianus döneminde inşa edilmiş olabileceği savunuluyor. Anadolu'daki diğer gymnasium-hamam yapıları bu iddiaya doğruluk payı katsa da henüz kanıtlanmış değil.
Gezginlerin Notları ve Yıkım Süreci
1701 yılında Ankara'yı ziyaret eden Fransız gezgin Joseph Pitton de Tournefort'nun çizdiği gravürlerde Caracalla Hamamı'nın yüksek duvarlara sahip olduğu görülüyor. 1813'te şehre gelen İskoç gezgin John Macdonald Kinneir ise bir tepenin üstünde yaklaşık 10 metre yüksekliğinde duvarları olan bir yıkıntı bulunduğunu not etmiş. Bu yıkıntının Caracalla Hamamı olduğu düşünülüyor. Ancak bu duvarlar, 1926 yılında dönemin Millî Savunma Bakanlığı binasının inşaatı sırasında dinamit kullanılarak tahrip edilmiş. Fransız fotoğrafçı Guillaume de Jerphanion'un 1928'de çektiği bir kare, hamamın duvarlarının kısmen ayakta görüldüğü ilk ve tek fotoğraf olarak tarihe geçmiş.
Arkeolojik Kazılar ve Buluntular
Hamam çevresindeki ilk arkeolojik kazı, Çankırı Caddesi'nin yapımı sırasında bazı antik dönem mimari kalıntılarının keşfedilmesiyle başlamış. Dönemin Millî Eğitim Bakanlığı kontrolünde yürütülen çalışmalara Alman arkeologlar Kurt Bittel ve Knut Olof Dalman başkanlık etmiş. 1937'de sahada çalışan Remzi Oğuz Arık, bulduğu Frig, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait seramik parçalarıyla yapının çok katmanlı bir geçmişe sahip olduğunu kanıtlamış. 1938'de Hamit Zübeyir Koşay ve Hans Henning von der Osten başkanlığında yeni bir heyet kazıları devralmış. Aynı yıl höyüğün ortasındaki 5x10 metrelik bir alanda yapılan sondajlarla hamamın caldarium (sıcaklık) ve prefenarium (ocaklık) kısımları ortaya çıkarılmış. 1943'e kadar kazılara önderlik eden Necati Dolunay döneminde palaestra ve kuzey kanattaki çalışmalar tamamlanmış. 1944-1947 yılları arasında Mahmut Akok, yapının güneyindeki Maliye Yüksekokulu arazisinde kazılar yapmış ve ortaya çıkan yeni duvarların kuzeydekilerle simetrik olmadığını, dolayısıyla bu kısmın tamamlanmadan bırakıldığını keşfetmiş. 1996-2001 yılları arasında Anadolu Medeniyetleri Müzesi öncülüğünde tanzim ve teşhir çalışmaları yapılmış. 2000'den 2006'ya kadar ise Ankara Kalesi'nin dış surlarını belirlemek amacıyla yürütülen kurtarma kazılarında hamamın güneybatısında da çalışmalar gerçekleştirilmiş.
2009 yılındaki kazılarda birçok tarihi nesne ele geçirilmiş. Bunlardan en önemlisi, Antik Mısır'ın Geç Hanedanlık Dönemine tarihlenen (MÖ 8. yüzyıl sonları) bir muska. Fayanstan yapılmış muskanın ön yüzünde II. Ramses'in doğum adı, arkasında ise taht adı yazılı. Devekuşu tüyü ve güneş kursu motifleriyle bezeli eser, Petrie ve Ashmolean Müzelerindeki çağdaş örneklerden biçim ve içerik açısından oldukça farklı. Bir diğer önemli buluntu ise yaklaşık 12 santimetre boyunda, bronzdan yapılmış bir Attis heykelciği. Kanatlı, başında Frig başlığı, belden kemerli bir chiton elbisesi ve uzun çizmeleriyle betimlenen bu heykelcik, o güne kadar İç Anadolu'da yürütülen hiçbir kazıda rastlanmamış bir tasvire sahip. Ayrıca, MS 8. yüzyılda şehri istila eden Emevi ordularının tahribatı sırasında bir antik çöplüğe atıldığı düşünülen, Erken Bizans Dönemine tarihlenen 11 santimetre yüksekliğinde bir çarmıha gerilmiş İsa heykelciği de bulunmuş. Ahşaptan yapıldığı düşünülen çarmıh detayı günümüze ulaşmamış.
Mimari Özellikler ve Günümüzdeki Durum
Günümüzde temelleri haricinde yapıların büyük bir kısmı yıkık olsa da mevcut kalıntılardan kompleksin plan şeması, yapım teknikleri ve malzeme türleri anlaşılabiliyor. Hamam binasında kemer ve tonoz gibi mimari tekniklerin yanı sıra taban mozaikleri, mermer kaplamalar ve kanalizasyon künkleri gibi dekoratif ve mühendislik amaçlı elemanlar kullanılmış. Günümüze ulaşan parçaların büyük çoğunluğu duvarlara ait. Isıtma sistemine ait pilae yapılarının büyük kısmı iyi korunmuş durumda. Ana malzeme olarak taş ve tuğla kullanılmış; duvar örgülerinde almaşık duvar tekniği uygulanmış. Sonraki dönemlerde eklenen duvar sıralarında ise moloz taş örgü sistemi göze çarpıyor. Birkaç kapı eşiğinde kireçtaşı ve mermer kullanımına da rastlanıyor.
Ankara Roma Hamamı, kentin antik dönemine dair en somut kanıtlardan biri olarak ziyaretçilerini bekliyor. Hem tarih meraklıları hem de kültür turizmiyle ilgilenenler için başkentin keşfedilmeyi bekleyen hazinelerinden biri. Şehirdeki Roma, Selçuklu ve Osmanlı dönemi yapılarını kapsayan turlar kapsamında da bu antik hamamı gezme fırsatı bulabilirsiniz.
Kaynak: ankara.ktb.gov.tr, tr.wikipedia.org
Görsel: Ahmet Keles at English Wikipedia, Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0
THA - TürkAta Haber Ajansı